Divanyolu'nun ortasında, tramvay raylarının hemen yanında yükselen bu yıpranmış kızıl porfir sütun, İstanbul'un en eski ayakta duran anıtlarından biridir. Büyük Konstantin, Roma İmparatorluğu'nun başkentini buraya taşıyıp şehri 330 yılında resmen kutsadığında, kendi adını taşıyan görkemli oval meydanın (Forum Konstantini) tam merkezine diktirmiştir. Yani bu sütun, adeta 'Yeni Roma'nın doğum belgesidir.
Sütunun tepesinde bir zamanlar Konstantin'i güneş tanrısı Apollon/Helios kılığında, ışın taçlı olarak betimleyen bir heykel dururdu. Bu heykel 1106'daki şiddetli bir fırtınada devrildi; imparator Manuel Komnenos daha sonra tepeye bir haç yerleştirdi. Yüzyıllar boyunca yangınlar, depremler ve yıldırımlar porfir bloklarını çatlattı; sütunu ayakta tutmak için gövdesine demir çemberler geçirildi. Osmanlı döneminde, özellikle onarımların ardından bu çemberler yenilendi ve semte 'çemberli taş' anlamında Çemberlitaş adını kazandırdı.
Bugün yaklaşık 35 metrelik bu isli, çatlak ve demir kuşaklı dev, çevresini saran modern şehrin gürültüsü içinde sessizce durur. Yanından geçerken durup taban kısmındaki Osmanlı onarım kitabesine ve gövdeyi saran çemberlere bakın; her biri sütunun bin yedi yüz yıllık hayatta kalma mücadelesinin izidir. Hemen yakınındaki Nuruosmaniye Camii, Çemberlitaş Hamamı ve Kapalıçarşı'yı da aynı yürüyüşte gezebilirsiniz.