Eyüp Sultan Camii, İstanbul'un en kutsal İslami ziyaret noktasıdır ve fethin hemen ardından, sur dışında Haliç'in kıyısında kurulan ilk Osmanlı-Türk yerleşiminin de kalbidir. Adını, 7. yüzyılda Arapların Konstantinopolis kuşatması sırasında hayatını kaybeden, Hz. Muhammed'in sancaktarı ve sahabesi Ebu Eyyûb el-Ensari'den (Eyüp Sultan) alır. Rivayete göre kayıp mezarın yeri, Fatih Sultan Mehmet'in hocası Akşemseddin'in gördüğü bir rüya sayesinde bulunmuştur.
Fatih Sultan Mehmet, 1458'de mezarın üzerine bir türbe ve yanına şehrin fethinden sonra inşa edilen ilk selatin camisini yaptırdı. Yüzyıllar içinde depremlerle yıpranan yapı, III. Selim tarafından yıktırılıp 1798-1800 yılları arasında dönemin barok üslubuyla yeniden inşa edildi; bugün gördüğünüz zarif, aydınlık cami büyük ölçüde bu döneme aittir.
Caminin Osmanlı tarihindeki en özel rolü ise kılıç kuşanma törenleridir: tahta çıkan her padişah, cülus merasiminin ardından buraya gelir ve Osman Gazi'nin kılıcıyla kuşatılırdı; bu, adeta bir taç giyme töreni niteliğindeydi. Avludaki çınarların gölgesi, çini kaplı türbe girişi ve dua eden ziyaretçilerin sessiz kalabalığı, mekana bugün hâlâ derin bir maneviyat katar. Türbenin İznik çinileriyle bezeli girişine ve gümüş şebekesine dikkat edin.