Bugün üzerinde çay içip fotoğraf çektiğiniz bu sakin meydan, bir zamanlar Konstantinopolis'in en gürültülü yeriydi. MS 203'te İmparator Septimius Severus tarafından temeli atılan, Büyük Konstantin'in başkenti kurarken (330) görkemli biçimde genişlettiği Hipodrom, yaklaşık 450 metre uzunluğunda bir at arabası yarış pistiydi ve 100 bine yakın seyirci alırdı. Maviler ve Yeşiller taraftar grupları burada kıyasıya çekişir; siyaset, spor ve isyan iç içe geçerdi. 532'deki Nika Ayaklanması da tam bu tribünlerde patlak vermişti.
Meydanın ortasındaki 'spina' (orta set) üzerinde dikili üç anıt, bin yılları tek karede toplar. Theodosius Dikilitaşı aslında Mısır firavunu III. Tutmosis için Karnak'ta yontulmuş, 3.500 yıllık pembe granit bir obelisktir; İmparator I. Theodosius 390'da buraya diktirmiş, kaidesindeki kabartmalarda imparatoru locasında yarışları izlerken görürsünüz. Yanındaki bükülmüş Yılanlı Sütun ise Yunanların Persleri Plataia'da yendiği MÖ 479 zaferini kutlamak için Delphi'deki Apollon Tapınağı'ndan getirilmiş bronz bir üç ayaktır.
Pistin öbür ucunda, Bizans imparatoru VII. Konstantin'in 10. yüzyılda diktirdiği Örme Dikilitaş yükselir; bir zamanlar yaldızlı bronz levhalarla kaplıydı, ama Dördüncü Haçlı Seferi'nde bu levhalar sökülüp eritildi. Meydanın kuzey ucundaki zarif, kubbeli Alman Çeşmesi ise çok daha yeni: Kayzer II. Wilhelm'in 1898 ziyaretinin anısına Alman hükümetince yaptırılıp 1900-1901'de kuruldu.
Biletli hiçbir kapısı, sırası, turnikesi yok. Ayasofya ile Sultanahmet Camii'nin tam arasında, açık havada gezilen bir tarih koridoru. Erken saatte gelin, dikilitaşın kaidesindeki kabartmaları yakından okuyun ve ayaklarınızın altında hâlâ süren o iki bin yıllık uğultuyu hayal edin.