Kapalıçarşı, Beyazıt ile Nuruosmaniye arasında uzanan, dünyanın en eski ve en büyük kapalı çarşılarından biridir. Adı üstünde kapalı olan bu labirent, 60'ı aşkın sokağa yayılmış yaklaşık 4.000 dükkânıyla neredeyse tek başına bir şehir gibidir; kuyumcular, halıcılar, bakırcılar ve baharatçılar yüzyıllardır aynı kubbelerin altında iş yapar.
Çarşının çekirdeği, İstanbul'un fethinden hemen sonra Fatih Sultan Mehmet'in yaptırdığı İç Bedesten'dir (Cevahir Bedesteni, 1450'ler). İnsanların üretip sattıklarını güvenle sergileyebilmeleri için kurulan bu kapalı taş yapı, zamanla çevresine eklenen hanlar ve sokaklarla büyüyerek bugünkü dev örtülü çarşıya dönüşmüştür. Yangınlar ve depremler çarşıyı defalarca vurmuş, her seferinde yeniden ayağa kaldırılmıştır.
Gezmenin keyfi kaybolmakta: renkli fenerler, boydan boya halı yığınları, çay tepsileriyle koşuşturan çıraklar ve pazarlığın ritmi. İç Bedesten'in en değerli antikaların satıldığı sakin çekirdeğini, Zincirli Han gibi eski kervansaray avlularını ve kapı üzerlerindeki tuğralı kitabeleri görmeden çıkmayın. Alışveriş yapmasanız bile, bu üstü örtülü sokaklarda dolaşmak başlı başına bir deneyimdir.