Büyükada'nın iskeleden bakıldığında ilk göze çarpan yapılarından biri: iki gümüşî kubbesi, kırmızı ahşap panjurları ve geniş kemerli balkonlarıyla Splendid Palas, adaların yaz mimarisinin adeta simgesi haline gelmiş bir oteldir. Bir yanı Marmara'ya, bir yanı İstanbul silüetine bakar.
Otel, Sakızlı Müşir Kazım Paşa tarafından yaptırıldı ve 1908'de kapılarını açtı. Paşa'nın Fransa'da, Cannes'da görüp beğendiği ve yine 'Splendid' adını taşıyan bir otelden esinlendiği söylenir; yapının çizimleri döneminin usta isimlerinden Mimar Kaludi Laskaris Kalfa'ya aittir. Art Nouveau esintileri taşısa da tasarımı katıksız Avrupai değildir: odaların çevrelediği aydınlık iç avlu ve avluyu saran sütunlar, açık bir doğu-batı sentezi kurar.
Bir asrı aşkın süredir aynı ailenin elinde, üçüncü kuşak tarafından işletiliyor olması onu sıradan bir tarihi binadan öte, yaşayan bir mekân kılar. Yaz aylarında hâlâ konuk ağırlar; kışın kapanır.
İçeri girmeseniz bile, faytonla ya da yürüyerek önünden geçerken durup o iki kubbeye ve cepheyi boydan boya kat eden ferforje balkonlara bakın — Büyükada'nın Belle-Époque çağından günümüze kalan en zarif fotoğraf karesi buradadır.