Ayasofya'nın hemen güneybatısında, sokağın gürültüsünden birkaç basamak aşağıda bambaşka bir dünya başlar: Yerebatan Sarnıcı. Bizans İmparatoru Justinyanus'un 6. yüzyılda (yaklaşık 532) yaptırdığı bu dev yer altı su deposu, sarayın ve çevresindeki yapıların su ihtiyacını karşılamak için inşa edilmiştir. Adını, sudan yükselen ve göz alabildiğine uzanan sütun ormanından alır; halk arasında suyun içinden çıkan bu 'batık saray' görüntüsü nedeniyle Yerebatan denmiştir.
Yaklaşık 140 metreye 70 metrelik dikdörtgen alanı kaplayan sarnıcın içinde, dokuz metre yüksekliğinde 336 mermer sütun sıra sıra dizilidir. Sütunların çoğu daha eski Roma yapılarından devşirilmiştir; bu yüzden her biri biraz farklı görünür. Loş ışık, damlayan su sesi ve sütunların suya vuran yansıması, buraya bir katedral sessizliği ve gizem havası verir.
Sarnıcın en meşhur köşesi, kuzeybatıda iki sütunun altına kaide olarak yerleştirilmiş iki Medusa başıdır. Biri yan yatırılmış, diğeri baş aşağı konumlanmış bu antik başların nereden getirildiği hâlâ bilinmiyor; bu esrar, onları ziyaretin en çok fotoğraflanan detayı yapar. Yürüme platformları boyunca ilerleyip serin havada bu taş yüzleri aramak, Sultanahmet gezisinin en atmosferik anlarından biridir.